v
28 Mayıs 2026, Perşembe
21:02

Eğitimci Hayat Aras, 28 Mayıs: 1918’den 1992’ye-bağımsızlıktan umut köprüsüne

Eğitimci Hayat Aras, 28 Mayıs: 1918’den 1992’ye-bağımsızlıktan umut köprüsüne

Eğitimci-Türkolog Hayat Aras, ''28 Mayıs: 1918’den 1992’ye-bağımsızlıktan umut köprüsüne'' adlı yazısında çeşitli değerlendirmelerde bulundu.

ANKARA - BHA

Eğitimci-Türkolog Hayat Aras, ''28 Mayıs: 1918’den 1992’ye-bağımsızlıktan umut köprüsüne'' adlı yazısında çeşitli değerlendirmelerde bulundu.

''28 Mayıs 1918, Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan ettiği tarih; aynı zamanda Türk dünyasının modern dönemde yeniden siyasi ve kültürel kimlik kazanmaya başladığı önemli bir dönüm noktasıdır. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kurulması, Doğu ve İslam dünyasının ilk parlamenter cumhuriyetlerinden birinin ortaya çıkmasını sağlamış; bağımsızlık, millî egemenlik ve çağdaş devlet anlayışı bakımından tarihî bir örnek oluşturmuştur.
19.yüzyılda, Türk halklarının büyük bölümü farklı imparatorlukların hâkimiyeti altında yaşamıştır. Anadolu’daki Türkler Osmanlı Devleti sınırları içinde varlığını sürdürürken, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk toplulukları büyük ölçüde Rusya’nın yönetimine girmiştir. Bu süreç, Türk dünyası arasındaki siyasi ve kültürel bağların zayıflamasına neden olmuştur. Ancak ortak dil, tarih ve kültür hafızası tamamen ortadan kalkmamış; özellikle aydın çevrelerde millî birlik ve bağımsızlık düşüncesi yaşamaya devam etmiştir.

1917 Rus Devrimi ve Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kuruluşu

1917 Rus Devrimi sonrasında Çarlık yönetiminin çökmesiyle Kafkasya’da önemli bir siyasi boşluk ortaya çıkmıştır. Bu ortamda Azerbaycanlı aydınlar ve siyasetçiler bağımsız bir devlet kurma düşüncesiyle 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Millî Şurası bağımsızlık bildirgesini kabul ederek Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’ni ilan etmiştir. Bu gelişme, Azerbaycan için olduğu kadar bütün Türk dünyası için de önemli bir adım olmuştur. Böylece modern anlamda bağımsız ilk Türk cumhuriyeti ortaya çıkmış, “Türk halkları kendi devletlerini kurabilir.” düşüncesi somut bir gerçekliğe dönüşmüştür.

Cumhuriyetin modernleşme hamleleri

Kurulan cumhuriyet, kısa ömürlü olmasına rağmen dönemin şartlarına göre oldukça ileri reformlar gerçekleştirmiştir. Eğitim alanında modernleşme adımları atılmış, kadınlara seçme-seçilme hakkı tanınmıştır. Bu yönüyle Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti; bölgesel değil, uluslararası ölçekte de dikkat çeken bir modernleşme deneyimi olmuştur.

Mehmet Emin Resulzade ve Kafkas İslam ordusu

Cumhuriyetin kuruluşunda önemli rol oynayan isimlerin başında Mehmet Emin Resulzade gelmektedir. Resulzade’nin “Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” sözü, Azerbaycan bağımsızlık hareketinin en güçlü sembollerinden biri olmuştur. Aynı dönemde Osmanlı Devleti de Azerbaycan’daki gelişmeleri yakından takip etmiştir.
Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’nün kurtuluşunda oynadığı rol, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihî kardeşliğin en önemli örneklerinden biri olmuş; bu zaferdeki başarısından dolayı kendisine "Bakü Fatihi" unvanı verilmiştir. Bu mücadele, askerî bir destek olmanın yanında; ortak tarih, kültür ve kader anlayışının da somut bir göstergesi olmuştur. 

Sovyet Dönemi ve Yeniden Bağımsızlık

Cumhuriyetin bağımsızlığı uzun sürmemiş, 1920 yılında Sovyet ordusunun Bakü’ye girmesiyle Azerbaycan, Sovyetler Birliği yönetimi altına alınmıştır. Ancak bağımsızlık düşüncesi halkın hafızasında varlığını korumuş, Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde, 1991 yılında Azerbaycan yeniden bağımsızlığını ilan etmiştir. Böylece 1918’de başlayan bağımsızlık ideali yeniden devletleşme sürecine dönüşmüştür.

Nahçıvan

1921 tarihli Moskova ve Kars Antlaşmaları ile Nahçıvan’ın Azerbaycan’a bağlı özerk bir bölge olma statüsü, uluslararası anlaşmalarla düzenlenmiştir. Türkiye bu süreçte bölgenin Azerbaycan’a bağlı statüsünün korunmasını desteklemiştir. Nahçıvan, Türkiye ile Azerbaycan arasında kara bağlantısı sağlayan konumu nedeniyle jeopolitik açıdan önemli bir bölgedir. Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesi, Nahçıvan’ın korunması ve Türkiye ile kurulan stratejik bağlar, yalnızca iki devlet arasındaki ilişkileri değil; Türk dünyasının ortak tarih ve ortak gelecek anlayışını da şekillendirmiştir.

Hasret Köprüsü (Umut Köprüsü)

28 Mayıs 1992’de açılan Hasret Köprüsü, diğer adıyla Umut Köprüsü, Iğdır ile Nahçıvan arasında kurulan fiziksel bir ulaşım hattı değil; aynı zamanda yıllar boyunca birbirinden uzak kalan iki kardeş halkın yeniden yakınlaşmasının simgesi olmuştur. Açılış tarihinin özellikle 28 Mayıs’a denk getirilmesi, Azerbaycan’ın bağımsızlık ruhuna verilen desteğin güçlü bir ifadesi olarak değerlendirilmiştir.

Türk Dünyasında Yeni Dönem

1991 sonrasında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ın bağımsızlıklarını kazanmasıyla Türk dünyasında yeni bir dönem başlamıştır. Bu süreçte Türkiye, bağımsız Türk cumhuriyetleriyle ilk diplomatik ilişkileri kuran ülkelerden biri olmuş; siyasi, ekonomik ve kültürel iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamıştır. Ortak alfabe, ortak tarih bilinci ve kültürel dayanışma gibi konular yeniden gündeme gelmiş; Türk dünyası kavramı daha görünür hâle gelmiştir.
28 Mayıs; hem cumhuriyetin kurulduğu hem de Türk dünyasının Umut Köprüsü üzerinden bağlandığı gündür.
“Bir millet, iki devlet.”
Yaşasın Türkiye-Azerbaycan kardeşliği.''