v
4 Şubat 2026, Çarşamba
18:38

İklim krizinin ağır tablosu: 2026’ya aşırı hava olayları damga vurdu

İklim krizinin ağır tablosu: 2026’ya aşırı hava olayları damga vurdu

Küresel ısınmanın etkisiyle 2025 yılının, ölçümlerin tutulmaya başlandığı tarihten bu yana en sıcak üçüncü yıl olarak kayıtlara geçmesinin ardından, dünya ve Türkiye 2026’ya da aşırı hava olaylarının gölgesinde girdi.

ANKARA - BHA

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ile Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) verilerinden derlenen bilgilere göre, iklim değişikliğine bağlı ekstrem hava olayları yılın ilk ayında birçok ülkede etkisini gösterdi.

Yaz mevsiminin yaşandığı Avustralya’nın büyük bir bölümü, tehlikeli yangınlara zemin hazırlayan hava koşullarıyla birlikte art arda iki sıcak hava dalgasının etkisi altında kaldı. Ülkenin güneyindeki Ceduna kasabasında 26 Ocak’ta sıcaklık 49,5 dereceye ulaşarak rekor kırarken, Avustralya Meteoroloji Bürosu verilerine göre farklı bölgelerde 45 derecenin üzerinde sıcaklıklar ölçüldü. Uzmanlar, ikinci sıcak hava dalgasının etkisinin küresel ısınma nedeniyle 1,6 derece arttığını tespit etti.

Yaz mevsimini yaşayan bir diğer ülke olan Şili’de ise Biobio ve Nuble bölgelerinde çıkan orman yangınları, on binlerce kişinin evlerini terk etmesine, yüzlerce yapının zarar görmesine ve can kayıplarına neden oldu. Şiddetli rüzgar ve aşırı sıcakların etkisiyle 75 farklı noktada başlayan yangınlar nedeniyle ülkede olağanüstü hal ilan edildi. Benzer bir durum Arjantin’in güneyinde de yaşanırken, uzun süren kuraklık ve sert rüzgarlar Patagonya’da yıkıcı yangınlara yol açtı.

Aşırı soğuklar ve kış fırtınaları

Ocak ayının son haftasında Kuzey Amerika’yı etkisi altına alan yoğun kar fırtınası, ABD ve Kanada’nın geniş kesimlerinde günlük yaşamı felç etti. Fırtına, can kayıplarına, yüz binlerce haneyi etkileyen elektrik kesintilerine ve çok sayıda uçuşun iptal edilmesine neden oldu.

Rusya’nın Kamçatka Yarımadası’nda ise aralık ayında kaydedilen 3,7 metrelik rekor kar yağışının ardından, ocak ayının ilk iki haftasında kar kalınlığı 2 metreyi aştı. Kamçatka Hidrometeoroloji Merkezine göre bu seviyede bir kar yağışı en son 1970’li yıllarda görülmüştü.

Avrupa genelinde de Atlantik’ten Akdeniz’e uzanan geniş bir hatta peş peşe gelen fırtınalar etkili oldu. İrlanda ve Birleşik Krallık’tan başlayarak İber Yarımadası ve tüm Akdeniz havzasını etkisi altına alan şiddetli yağışlar ve fırtına, geniş çaplı sellere ve ulaşımda ciddi aksamalara yol açtı. Ulusal meteoroloji kurumları, en üst düzey alarm olan “hayati tehlike” kodlu uyarıları devreye soktu.

Şiddetli yağış ve sel felaketleri

Afganistan’ın kuzeyi ile Pakistan, Hindistan ve Nepal’in batısında etkili olan şiddetli yağmur ve yoğun kar yağışı, sel ve çığ riskini artırdı. WMO, bu gelişmeler üzerine bölge ülkeleri için uyarı yayımladı.

Aşırı hava olayları Endonezya ve Yeni Zelanda’da da can kayıplarına neden oldu. Endonezya’da 24 Ocak’ta şiddetli yağışların tetiklediği heyelanda 50’den fazla kişi yaşamını yitirdi. Yeni Zelanda’da ise Kuzey Adası’nı vuran bir dizi tropikal fırtına, rekor düzeyde yağışa yol açarak sel ve toprak kaymalarını beraberinde getirdi.

WMO’nun uyarı yaptığı bir diğer bölge olan Güneydoğu Afrika’da haftalar süren sağanak yağışlar, nehirlerin ve barajların taşmasına neden oldu. Sel suları yoğun nüfuslu yerleşim alanlarını etkiledi.

Felaketin merkezlerinden biri haline gelen Mozambik’te, Ulusal Afet Yönetim Enstitüsü verilerine göre selden etkilenenlerin sayısı 650 bini aştı. Başkent Maputo dahil birçok kentte yüz binlerce kişi yerinden edilirken, en az 30 bin konutun yıkıldığı veya ağır hasar gördüğü bildirildi. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), tarım alanlarının yok olması, hayvan kayıpları ve temiz suya erişimde yaşanan sıkıntılar nedeniyle kolera ve benzeri salgın hastalık riskinin en üst seviyeye çıktığını açıkladı.

Güney Afrika’nın kuzeyinde 18 Ocak’ta “ulusal felaket” ilan edilmesine yol açan ve 30’dan fazla kişinin hayatını kaybettiği sel felaketi de iklim krizinin boyutlarını gözler önüne serdi.

World Weather Attribution adlı araştırma ağının yayımladığı raporda, iklim değişikliği ile La Nina’nın birleşmesi sonucu oluşan “kusursuz fırtına”nın, bölgedeki yağış miktarını sanayi öncesi döneme kıyasla yüzde 40 artırdığı belirtildi. Raporda, La Nina’nın yağış şiddetini yüzde 22 artırdığı, insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkisinin ise bunun yaklaşık iki katı olduğu vurgulandı.

Türkiye’de de etkiler hissedildi

Küresel ölçekte yaşanan aşırı hava olaylarının Türkiye’deki yansımaları ocak ayında Antalya’nın Kaş ve Manavgat ilçelerinde görüldü. Sağanak, fırtına ve hortum nedeniyle yaşam olumsuz etkilenirken, zeytin ve badem ağaçları kökünden söküldü. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, afet nedeniyle 1.437 çiftçinin etkilendiğini ve 5 bin dekardan fazla tarım arazisinin zarar gördüğünü açıkladı.

Ayın son haftasında da risk devam etti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Samsun çevreleri, Sinop ve Kastamonu’nun kuzeyi, Tokat’ın kuzey ve doğusu ile Ordu, Giresun ve Trabzon’un iç kesimlerinde güney yönlerden kuvvetli rüzgar ve yer yer fırtına beklendiğini duyurdu. İçişleri Bakanlığı ise beklenen kuvvetli yağış ve fırtına nedeniyle 9 il için “sarı” kodlu meteorolojik uyarı yayımladı.

 

Benzer Haberler