v
13 Haziran 2026, Cumartesi
20:34

Rizeli gazeteci Osman Yazıcı'dan "Helalleşme" başlığıyla duygusal bir öz eleştiri

Rizeli gazeteci Osman Yazıcı'dan "Helalleşme" başlığıyla duygusal bir öz eleştiri

Rizeli ünlü gazeteci Osman Yazıcı, gazetecilik mesleğinin 41 .yılında "Helalleşme " başlığıyla duygusal bir öz eleştiri yaptı.

RİZE - BHA

Rizeli gazeteci Osman Yazıcı, şu ifadelere yer verdi:

''HELALLEŞME...

Varlığından onur duyduğum meslek büyüğüm Uğur Dündar’da gördüm; ben de bu adeti devam ettirmek istedim.

İnsan yaşamının zor dönemleri vardır. Türlü mücadelelerden geçersiniz; bazen tökezler, bazen de düze çıkarsınız. Sevinçler ve acılar, hayatta hep kardeştir. Hele devletin imkânlarından nasip alamamış; Karadeniz Bölgesi’nin unutulmuş bir ilçesinin en yüksek köyünde doğmuşsanız, işiniz gerçekten çok daha zordur.

İlçeye inmek, okumak, başka hayatlara talip olmak için rakiplerinizden on kat daha fazla çalışmak zorundasınızdır. Karadeniz’in tüm o çetin ve hırçın özelliklerini bünyenizde toplamak hiç kolay olmaz. Ya da bu şartlarda yetişen birinin devlet protokolüne girebilmesi, Başbakan Başmüşavirliği ve Genel Müdürlük makamlarına gelebilmesi, altın tepsiyle sunulan lütuflar değildir. Gazetecilikte ve bürokraside zirveye çıkmak, 45 yıldan beri ayakta kalmak, o dikenli yollarda yürümek inanın dışarıdan göründüğü kadar kolay olmamıştır.

Mısır Ekmeğinden Zirveye Uzanan Yol

Okuma yazma bilmeyen bir ailenin on iki çocuğundan biriyim. Lise sona kadar Kaçkar’ın eteklerinde çobanlık yaptım, inşaatlarda çalıştım. Kısacası hem çalıştık, hem okuduk. Hayatın tam kalbinden geliyoruz. Mısır ekmeği tek gıda maddemiz, beyaz fırın ekmeği ise en lüks "pastamız" oldu. Tabandan tavana çok uzun bir yürüyüş yaptık.

İlkokulu; tüm sınıfların bir arada olduğu, tek gözlü, tek öğretmenli bir okulda okudum. Ortaokula, büyüklerimin eski pantolon ceketleri ve ayağımda "Trabzon lastiği" ile başladım. Gurbetçi "Almancıların" verdikleri gömlekleri giydim. Köyden ilçeye ilk kez, ilkokul diplomama yapıştırılacak resmi çektirmek için bir çay kamyonunun kasasında gittim. Ortaokul süresince tek göz bir odada kaldım.

Rahmetli annem, 22 kilometrelik köy yolundan ilçeye sırtında odun taşıdı; sattığı yağ ve peynir paralarını bana gönderdi. ‘Oğlum okuyup adam olacak’ der, bunun sevincini yaşardı. Hayata bu denli asılmam, bu bitmek bilmez sorumluluk duygum biraz da onundur.

Sonra köprülerin altından çok sular aktı...

Cami Çıkışında Bulunan Veli

Teknik Liseyi okumak için Trabzon’a gittiğimde; uğrayacağım, bir selam götüreceğim ne bir tanıdığım vardı ne de bir akrabam. Okula kayıt olurken velim olması gerekiyordu; Trabzon Lisesi’nin karşısındaki camiden çıkan, hiç tanımadığım bir dedeyi ikna ederek okula velim olarak götürdüm.

Gazetecilik virüsü kanıma erken yaşlarda bulaştığı için İşletme Fakültesi’ni geç bitirdim. İşletme Yüksek Lisansımı 45’inden sonra, Siyasal İletişim alanındaki Yüksek Lisansımı ise 50'sinden sonra tamamladım. Ve daha nice zorluklarla, tırnaklarımızla kazıyarak verdik bu hayat mücadelesini.

Muhabir olarak başladığım Karadeniz Gazetesi’nden; Sorumlu Yazı İşleri Müdürü ve Başyazar olarak ayrıldım. Üyesi olmaktan onur duyduğum Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin yönetiminde bulundum. 1978 yılında tek bir kişiyi bile tanımadan geldiğim Trabzon’dan, 1992 yılında her Trabzonlunun tanıdığı, saygı duyduğu biri olarak ayrıldım.

Devlete Adanmış Bir Ömür

Sonra Ankara yılları... Flaş TV’de muhabirlik, Parlamento Dergisi’nde editörlük, Meclis’te milletvekili danışmanlığı, ANAP’ın yayın organı olan Petek Gazetesi’nin yayın yönetmenliği ve parti danışmanlığı...

Başbakan Başmüşaviri kadrosuyla; iki ayrı Başbakana ve sekiz bakana danışmanlık yaptım. TRT, Anadolu Ajansı, Basın-Yayın ve Özelleştirmeden sorumlu Başdanışmanlık görevlerini üstlendim. Anadolu Ajansı’nda ve Tekel’de Genel Müdürlük yaptım.

Bununla da yetinmedim; Tüpraş, Anadolu Ajansı, Türkiye Denizcilik İşletmeleri, Et-Balık Kurumu, İstanbul Gübre Sanayi A.Ş. (İGSAŞ), Tekel ve TEKA Puro’da Yönetim Kurulu üyeliklerinde bulundum.

Bilgimi gençlere aktarmak için 2009 yılından beri Gazi Üniversitesi, Başkent Üniversitesi ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültelerinde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak dersler veriyorum. Türk Hava Kurumu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde 6 dönem hocalık yaptım.

Vicdan Rahatlığı ve Bir Helallik Duası

45 yıllık gazetecilik hayatımda binlerce habere imza attım. Hiçbir gücün önünde eğilip bükülmedim. Kalemimi asla satmadım. Bürokrasideki görevlerimde de aynı namus hassasiyetini gösterdim. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan devletin her kuruşunu korudum. Yurt içinde sayısız ödül kazandım. Haberlerimi, toplumun gerçekleri öğrenme hakkı için, evrensel meslek ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalarak yaptım. Kişisel husumet peşinde hiç koşmadım. Kamu yararı olmadıkça kimsenin özel hayatına girmedim. Mesleğime âşığım ve gücüm yettiğince yazmaya devam edeceğim.

Zira vicdanen; duvara bir yatak resmi çizip, karşısına geçerek mışıl mışıl uyuyacak kadar rahatım.

Ancak insanız... Yine de farkına varmadan üzdüğüm, kalbini kırdıklarım olduysa hepsinden tüm samimiyetimle özür dilerim. Elbette benim de hatalarım, eksiklerim oldu. ‘Keşke yapmasaydım’ dediklerim çok oldu. Bir yargıç hassasiyeti ile kendimi hep yargıladım; hatalarımdan ders, iyi şeylerden örnek aldım.

Geçmişi geri getiremem, dünü satın alamam. Ancak şunu kalbime elime koyarak söyleyebilirim ki; bilerek ve isteyerek kimseye kötülük veya haksızlık yapmadım.

Çünkü insanız ve hata yapabiliriz. Kırılanların, gücenenlerin bu yazıyı içten bir "helalleşme" olarak kabul etmelerini dilerim. Haklarınızı helal ediniz.''

 

 

Benzer Haberler